9 Mart 2026

Doğu Türkistan; Türklüğün Kanayan Yarası

1949 yılında Tibet’i işgal eden Çin aynı yıl Doğu Türkistan’ı da işgal etme girişiminde bulunmuş ama Osman Batur öncülüğündeki Türkler bu saldırıyı püskürtmüştür. Sonrasında Rus ve Çin ordularının eş zamanlı…

“`html

Doğu Türkistan’ın Zor Günleri: Tarihi ve Güncel Durum

1949 yılında Tibet’i işgal eden Çin, aynı yıl Doğu Türkistan’a da nüfuz etmeye çalıştı. Ancak Osman Batur liderliğindeki Türk direnişi, bu ilk saldırıyı başarıyla bertaraf etti. Fakat, Rus ve Çin donanmalarının eş zamanlı saldırıları sonucunda, tükenme noktasına gelen ve silah sıkıntısı çeken 30 bin kişilik Doğu Türkistan ordusu, sivil yerleşimlere yönelik gerçekleştirilen toplu kıyımlar karşısında Osman Batur’un teslim olmasına neden oldu. Böylece, silahlı çatışmalar sona ermiş oldu.

Rusya ile anlaşan Çin, 1952 yılında Doğu Türkistan’ın tamamını işgal etti. Bu işgali takiben, bölgedeki önde gelen Türk şahsiyetleriyle sosyalizm yanlısı toplantılar düzenlendi ve 1955 yılında özerklik ilan edildi. Ancak bu özerklik, zamanla yalnızca belgelerde kalacak kadar sulandırıldı.

Doğu Türkistan’ın işgali 1949-1952 yılları arasında sonuçlanmış olsa da, Türkler, 1950 yılından itibaren birçok defa bu işgale karşı direnmeye devam ettiler. Bu süreçte Türkiye’deki Türk halkı büyük bedeller ödemiştir.

  • Barın toplu kıyımı (1990)
  • Hoten toplu kıyımı (1995)
  • Gulca toplu kıyımı (1997)
  • Urumçi toplu kıyımı (2009)
  • Hoten/Hanerik toplu kıyımı (2013)
  • Yarkent toplu kıyımı (2014)

Günümüzde Doğu Türkistan’da çeşitli insan hakları ihlalleri ve asimilasyon politikaları uygulanmakta. Askerler, memurlar ve 18 yaş altındaki bireylerin camilere girmesi yasak. Türklerin çocuk sayısına getirilen sıkı düzenlemeler, Çinli aileler için geçerli olmayan bir durumda kalıyor.

Uygur kadınlarının zorla başka bölgelere götürülmesi, günümüzde hala devam eden bir sorun. Ailelerinden koparılan bu kadınların sayısının 1.3 milyondan fazla olduğu söylenmektedir.

Abdullah Gül’ün yaptığı resmi ziyaret esnasında Uygur kadınlarının karşılaştığı trajik olaylar, bölgenin vahim durumunu gözler önüne seriyor. Doğu Türkistan’daki toplumsal huzursuzluk, çok sayıda can kaybına neden olmuş, olaylar uluslararası gündeme gelmiştir.

Çin’in kontrolü altındaki Doğu Türkistan, zengin yer altı kaynaklarına sahip bir bölgedir. Dünyada beyaz altın çıkarımının büyük bir kısmı burada yapılmakta, doğalgaz ve petrol üretimi de oldukça yüksektir.

Son yıllarda Türkiye’nin, Uygur Türklerinin haklarını koruma konusundaki hassasiyeti önemli bir yere sahip. 1998 ve 2000 yıllarında yapılan anlaşmalar, Uygurlar üzerinde yeni baskılar oluşturmuştur. Türkiye, tarihsel bağları olan bu topluluğa karşı daha duyarlı bir yaklaşım sergilemelidir.

Doğu Türkistan’ın zorlu tarihine ve bugünkü durumuna dair bir umut ışığı olarak, halkın direnişi her zaman devam edecektir.

Bir Doğu Türkistan türküsü ile yazıyı sonlandıralım:

Yığlama yurdum, eğerci bol kününde yok bahar
Gelgüsi günlerinde baht yıldızı oynap kalar.

(Ağlama yurdum, eğer ki bugününde yoksa bahar
Gelecek günlerinde baht yıldızı elbet doğar.)

Aziz Dolu Atabey

“`